Yatırım Kavramı ve Türleri

Halk dilinde yatırım, ekonomik değerlerin kâr amacı ile bir işe tahsis edilmesi, kapitalin korunması veya gelir elde edilmesi amacıyla bir değerin ya da mülkiyet hakkının elde edilmesidir. Ekonomik anlamda yatırım, üretim araçları toplamını (sermaye stokunu) arttırmaya yönelik harcamalardır. İşletme biliminde ise, yatırımı, fon oluşturma ve kullanma şeklinde tanımlamaktadır. İşletmeye göre yatırım kavramı, işletme bilânçosunun aktifinde yer alan varlıkların toplamı veya paranın farklı üretim unsurlarına dönüşmesidir. Özet olarak yatırım, ileriki dönemlerde tüketmek üzere yapılan üretimdir.

Yatırım Türleri

Sabit sermaye yatırımları yapılış şekli ve amacına göre kuruluş yatırımları, tamamlama yatırımları ve yenileme ve idame yatırımları adı altında üç ana grupta incelenmektedir. Kuruluş yatırımları yeni yatırım projelerinin düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi ile ilgili kuruluş ve tesis yatırımlarıdır. Tamamlama yatırımları mevcut bir yatırım tesisinde noksan görülen hususların giderilmesi ve büyütülmesi amacıyla yapılan yatırımlardır. Bu yatırım, tevsi yatırımları, darboğaz yatırımları, kalite düzeltme yatırımları ve modernizasyon yatırımları şeklinde sıralanabilir. Yenileme ve idame yatırımları da faaliyet süresi içinde aşınan, eskiyen, yıpranan veya hasar gören tesislerin korunması ve üretime eskisi gibi devam edebilmesi için üretim kapasitesi ve özellikleri değiştirilmeden yapılan yatırımlara denir. Amortismanlar bu amaç için ayrılırlar. Onun için bu yatırımlar, üretim faktörlerinin, dönem içinde aşınan tesislerin üretiminde kullanılması şeklinde de tarif edilmektedir.Komple yeni yatırımların vergisel teşviklere duyarlılığı, yenileme yatırımlarına göre daha az olmaktadır. Komple yeni yatırımların genel yatırım harcamaları, amortisman, pazarlama, istihdam eğitimi gibi birçok ek harcamaları olacağından kısa sürede kâra geçmeleri ve vergiye muhatap olmaları söz konusu olmayacağından sağlanan vergi teşviklerine duyarlılığı diğer yatırım türlerine göre fazla olmayacaktır. Ancak, tevsi-modernizasyon, yenileme, entegrasyon türü yatırımlar için yapılan harcamalardan kaynaklanan indirimler, derhal bilançoda gösterilerek mali yılda ödenecek vergilerden düşülmesi mümkün olduğundan, bu tür yatırımların vergisel teşvike olan duyarlılıkları görece daha yüksektir.

    TEŞVİK

Teşvik, lügat manasıyla şevklendirmek, cesaretlendirmek, anlamlarına gelmektedir. Ekonomik literatürde teşvik kavramı, belirli ekonomik faaliyetlerin diğerlerine oranla daha fazla ve hızlı gelişmesini sağlamak amacıyla, kamu tarafından çeşitli yöntemlerle verilen maddi veya gayri maddi destek, yardım ve özendirmeler olarak tanımlanmaktadır.Teşviklerin tarihi sürecini verginin gelişimiyle birlikte değerlendirmek mümkündür. Teşviklerin sistematik kullanımına sanayi devriminden sonra başlanmıştır. Ekonomilerin teşvik uygulamalarına ağırlıkla yer vermelerinin önemli bir nedeni, küreselleşme eğilimi içinde olan günümüz devletlerinin uluslararası alanda rekabet güçlerini arttırmaktır. Ekonomik teşvikler, kaynakların en verimli şekilde değerlendirilerek ülke kalkınması için önemli kabul edilen sektörlerde ve bölgelerde yoğunlaştırılması amacını taşımaktadırlar. Teşvikler, özellikle serbest piyasa ekonomisi modelinde, devletin ekonomiye müdahalede kullandığı en etkili araçtır. Teşvik uygulamaları değerlendirildiğinde, gelişmiş ülkeler genellikle araştırma geliştirme faaliyetlerini özendirmek, çevreyi korumak ve bölgesel gelişmişlik farklılıklarının gidermek için teşvik araçlarını kullanırken, gelişmekte olan ülkeler daha çok yatırımları, üretimi ve ihracatı arttırmak için çeşitli teşvik araçlarına başvurmaktadırlar. Kentsel ekonomik gelişme sürecinin teşvikler açısından değerlendirilmesi sonucunda ise genel olarak üç teşvik türü ortaya çıkmaktadır. Birinci, üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik olarak uygulanan teşvik politikalarıdır. İkincisi, kent içindeki mevcut potansiyeli harekete geçirmek üzere küçük ve orta ölçekli kuruluşların yaratılması veya genişletilmesi üzerine yapılan uygulamalardır. Üçüncüsü ise, esas olarak rekabetçilik üzerine yoğunlaşan “esnek üretim” anlayışıdır. Bu anlayışta, bütünleştirici ana firmanın yerel üretim ağı içinde yer alan küçük firmaların yeni teknoloji ve nitelikli iş gücünü daha etkin bir organizasyon içinde rekabet, iş birliği, karşılıklı güven ve dayanışma içinde kullanması öngörülmektedir.Türkiye’de uygulanan teşvik sistemleri, sırası ile ülke sanayinin tesis edilmesi, korunması ve rekabete hazır hale getirilmesi aşamalarında destekleyici ve koruyucu işlevler üstlenmektedir. Ülkemizde geri kalmış bölgelerde yeterli istihdam alanlarının olmaması nedeniyle yaygın gizli ve hatta açık işsizliğin olması, gelir düzeyinin düşük olması gibi nedenlerle, girişimcileri cezbede bilmek için; bu bölgelerde faaliyete geçmek isteyen girişimcilere, öteki bölgelerden sağlayabilecekleri avantajların daha fazlasını vermek gerekmektedir. Yatırımların maliyetini düşürmeye ya da, işletmelerin kârlılıklarını arttırmaya yönelik sağlanan teşvik tedbirleri, uygulandığı geri kalmış bölgeleri, özel sektör için cazip hale getirerek, ekonomik canlanma için uygun ortamların oluşmasını sağlamaktadır.Ülkemizde özel sektörün kalkınma planlarına uygun alanlarda yatırım yapmasını sağlamak amacıyla çeşitli kamu idareleri tarafından teşvik tedbirleri uygulanmış ise de, bugünkü teşvik sisteminin temelleri 28.07.1967 tarih ve 933 sayılı “Kalkınma Planının Uygulanması Esaslarına Dair Kanun”la atılmıştır. Türkiye’de yatırımların teşviki, kalkınma planları ve yıllık programlar doğrultusunda, hazırlanan mevzuat ile yürütülmektedir.Son yıllarda yatırım teşvik belgesine bağlanan temel destek ve teşvikler, Hazine Müsteşarlığınca verilmektedir.

Teşvik Belgesi

Devlet yardımlarından yararlanmanın öncelikli şartı, yatırım teşvik belgesi(YTB) sahibi olmaktır. Yatırım teşvik belgesi hazine müsteşarlığınca yatırımcılara yatırımları sebebiyle verilen ve vergisel avantajlardan faydalanabilmeyi sağlayan belgedir. Teşvik belgesi; “yatırım teşvik belgesini”, ifade etmektedir. 

 

Copyright © 2013 Tüm Hakları Saklıdır